|
|
 |
| Sizin Gönderdiğiniz Yazılar |
|
Sitenizde Açık Var....www.cyberprotest.org
Sizde Kendi Yazdığınız veya Beğendiğiniz Bir Yazınızınızın Burada Yayınlanması İstiyorsanız Tıklayın
Çk Önml Br Hsst Grdklm (yazar: serhat) TARİH: 18.10.2006
ssl hrfler kllnmdn yznlr uuz olyrm... bn nsl bşrblyrlr blmyrm , ama bnn içn cddn bi eğtmdn gçtklrne emnm... hm nrd ne zmn hng hrf kllnlyr ne zmn kllnlmyr onu nsl blyrlr ? öff çok sıkıldım , bu ne yaw... bu sesli harfleri kullanmamakta neyin nesi kardeşim , manyak mısınız nesiniz , bir işe yarıyor ki varlar , hem elin mi aşınacak , hadi birine mesaj çekerken hadisenin maddi boyutları göz önüne alınarak bir takım harf sıkma politikaları uygulanabilir ama ya internette biri ile yazışırken... açıkça söylüyorum , adam gibi yazmayana saygım yoktur , böyle de biline... aslında , hadi kızlar neyse , biraz saftoloz oluyorlar , hala etrafta bebek gibi konuşup sevimli görünmeye kızlar var en nihayetinde , ama erkeklere ne oluyor? koçlarım , yiğitlerim neler oldu size böyle ? siz böyle değildiniz...
bu msn'de , icq'da , orda burda yazışırken karşımdakinde dikkat ettiğim iki önemli husus vardır... A) dahi,bile anlamına gelen de,da'ların kullanımındaki hassasiyet... B) kelimeler arasındaki uyum,ahenk,dans... - ben kendim bunu (B) başarabiliyorum demiyorum , ama yapanlara daha bir... daha bir "ne"... valla bulamadım uygun sözcüğü sevgili milyonlarca okurumdan biri...
sevgili dostlarım , türkçe ile ilgili gerekli uyarılarımı yaptıktan sonra sizlere veda etmek istiyorum... umarım bu yazılanlarda kendinizden bişey bulabilmişsinizdir , çünkü hepiniz bu hataları yapıyorsunuz... peki hatasız insan olur mu? elbette olur , saçmalamayın...
(yazar: serhat) TARİH: 18.10.2006
Sizde Yazınızınızın Burada Yayınlanması İçin Tıklayın
Sirken var mı ? Al Gel Baba...(yazar: serhat) TARİH: 18.10.2006
Her entellektüel kişilik gibi pipomu yaktım , sallanan sandalyeme oturdum , uşaklarıma seslenip gazetemi getirttim... sayfaları çevirmeye elbetteki iç siyaset,dış siyaset,ekonomi ws.. haberlerinden başladım... (ironi)
gazeteyi spor sayfasından okumayı bıraktım...(fotomac,fanatik gibi gazeteler için geçerli değil..) ya da arka sayfadan okumayı bıraktım diyelim... çünkü spor diye açıyorsun fakat karşına sonbahar-kış kreasyonunda en kıç dondurucu iç çamaşırı giymiş bir hatun resmi ile karşılaşıyorsun , etrafında bulunan kişilerce sapık muamelesi görebiliyorsun... ben alışık değilim öyle , alex'in sol bacağını görmeyi umarken eva herzigovanın kıçını görmeye... işte o yüzden biraz zaman kaybetsem de ilk sayfadan başlıyorum artık gazeteyi incelemeye...
dediğim gibi gazeteyi açtım ve şansıma bu blogculuk hadisesi ile ilgili bir haberi okudum... meğer ne kadar hi-tech bir olaymış... insanlar uzun zamandır bu teknolojiyi kullanıyormış... 135 bin alan hitler varmış...(oha lan !!!) kendimden utandım ve soğudum... ne yalan söyleyeyim , pc ile içli dışlı biriyimdir ama bu blog olayını henüz duyuyorum... yeni terimler öğrendim... tam manası "internet günlüğü" imiş -blogun*-... ve benim şu an yaptığım şeye "bloglama" deniyormuş... sizinkine de herhalde "bloglanma" deniyordur...(ha ha blogladım sizi) bu tür jargonlara alışacağım...
evet sevgili dostlarım , dün geceki yağmur yerini sabah huzur dolu bir güneşe bıraktı... artık gecemiz şen ve ramazansı... haa bu arada nerede o eski ramazanlar değil mi ? direkler altı faso fisosu , feshane , fiş mekan , fish mekan ws... yalan dolan laflar bunlar kardeşim... nerdeymiş o eski ramazanlar... 9 senedir düzenli olarak oruç tutarım hiç bir yılımız diğerinde daha neşeli , daha şenlikli olmadı... elimiz kulağımızda ezanı bekledik durduk... hiç bir iftar sonrası da "aman da feshaneye gidelim , kurtlarımızı dökelim" da demedik...
ramazanların olmazsa olmazı oruç babadır , ramazanın ilk günü sirkesini kapan soluğu oruc baba'da alır... (nerde olduğunu bilmiyorum bu türbenin... + çok gülüyorum her sene oraya gidenlere) yaşasaydı kesin köşeyi dönmüştü sirkecilik sayesinde... bilmiyorum acaba sirke üreticilerinin planladığı bir mörçındayzing oyunu mu? çünkü bir ara da fındık satışları dipteyken özkan uğur "aganigi" dedi ve büyük bir patlama yaşandı fındık satışlarında (aganigi ve oruc baba örneklerinin aynı paragrafta yer almasının verdiği ruhani rahatsızlık benim de gözümden kaçmadı...) her neyse , hiç insan sirke ile oruç açar mı yahu... oruç baba neden sirke ile açmış ayrıca... hangi akıllı adam yapar bunu? yapmayın etmeyin , kapitalizmin , ABD'nin , İsrail'in işi bu aa dostlar... (sosyal mesaj...) ayrıca bugün bir litre sirke kaç ekmek parası biliyor musunuz? (ekonomik mesaj...)
hayırlı ramazanlar...(yazar: serhat) TARİH: 18.10.2006
Karıncıların filmi çok sevilince devamını çekmişler... bizimki de o hesap , yalnız bizi seven yok haliyle... blog olayına girişimin ilk gününde bir comment sahibi oldum , bir üstteki (ya da alttaki şu an nerede çıkacağını kestiremiyorum... ) yazıya istinaden... ferhat topal isimli bir internet kullanıcısı "kastamonu'dan sevgiler" yazarak göndermiş , kendisinin selamını alıyorum ve kastamonu'ya kucak dolusu sevgilerimi iletiyorum... evet dostlar , işte böyle... tüm türkiye'ye hitap ediyorum bundan sonra... bana nasıl ulaştı bu ferhat bilmiyorum , ama bir kez daha bill gates'e olan saygım arttı... kastamonulularla beni yakınlaştırdı... brawo doğrusu bill , bu alkışlar sana...
dışarda inanılmaz bir yağmur var... o yüzden uydu yayınlarımız kesildi , tv izleyemez olduk aa dostlar... halimiz perişan... elektriklerin gitmesi an meselesi... cnbce'de saçma sapan bir film var... uyku muyku zaten hak getire... fenerbahce'mizin aldığı şanlı galibiyet gecemizi şenlendirse de bir durgunluk var bu akşam... işte o yüzden kısa kesiyorum , ileriki günlerde sizlere yolculuklar esnasında yaşadıklarımı anlatacağım...Umarım ferhat topal yine burayı okur , kastamonu'dakilere tekrardan selamlar , Türkiye sizinle gurur duyuyor...(yazar: serhat) TARİH: 18.10.2006
Bu blog olayını birinde gördüm ve hoşuma gitti... Kim girip okuyacak merak ediyorum ama insanın özgürce yazması hoş birşey..Öte yandan da insanın bişeyler yazacam diye kendini kasması da hiç de iyi bişey değil... Aslında önce insanların ne yazdıklarını okumam lazımdı... çünkü burası neden kullanılıyor hiç bilmiyorum , ama tahmin edebiliyorum...
akrostij meraklı insanlar kesin şiirlerini yazıyorlardır... Eski sevgiliye ya da potansiyel sevgiliye mesajlarını burası vasıtasıyla yolluyorlardır... böyleleri bir de "kod isim" uydururlar... onun "o" olduğunu sadece "o" anlar... "aşkımın bahar tomurcuğu" , "ala gözlerini sevdiğim dilber" falan yazarlar... en geyiği de "liselim" dir... bilmiyorum hala kaldı mı her yere liselim yazan tipler... hayır her yere liselim yazıyorsun da birader , sen ortaokul terksin o nasıl olacak ? madem meraklısın böyle liselilere sen de gitseydin... "ee efendim , imkanlar el vermedi" bilmem ne... ondan sonra lise çıkışlarında milleti kese-dur... (yazar: serhat) TARİH: 18.10.2006
Çaykovski'nin Bilinmeyen Yönleri(yazar: serhat) TARİH: 18.10.2006
merhaba gönül dostları , nasıl hatırladınız mı beni? evet biliyorum çok özlettim kendimi , nasıl bensiz hayatın bir anlamı yok değil mi?
geçenlerde bir arkadaşımın msn iletisinde gördüm... "demet akalın dinliyoruz ve bundan hiç utanmıyoruz..." diye.. acayip hoşuma gitti... hani bazen söylemeye utanırız , "yok ya , ben onu hiç dinlemem , ne dinlicem abi" deriz , derler (ben hiç dinlemem çünkü , ne dinlicem abi...) ama bütün şarkılarını da ezbere biliriz... bugün sorsan istiklal'deki en ibocusundan , en metallicacısına "demet akalın dinliyor musunuz?" diye , "yok abi dinlemem , ne dinlicem abi" derler... külliyen yalan... hepimiz demet akalın dinliyoruz ve bundan hiç utanmıyoruz , ayrıca da kendisiyle gurur duyuyoruz... helal olsun demet , böyle devam et...
ben de geceleri klasik müzik dinlerim , özellikle çaykovski (yürü be)... şimdi bu gerçek (evet gerçek)... nasıl ki "aa demet akalın mı dinliyorsun , müzik zevkin yokmuş" denip aşağılık gözü ile bakılıyorsa müzik dünyasında , klasik müzik dinlemek de "müzikten anlayan , kulağı olan" insan manasına geliyormuş... valla ben anladığımdan değil , kitap okumaya konsantre olamadığımdan dinliyorum arkadaş... yıllardır şu kitap okuma şeysini bir türlü düzenleyemedim... sessiz ortamda kitap okuyamıyorum... aynı şekilde sessiz ve ışıksız ortamda da uyuyamıyorum... o yüzden radyom , bilgisayarım , televizyonum ben uyuyana kadar açıktır , "sleep" özelliği olan cihazlar biraz dinlenmek için şanslıdır , yoksa onlar da sabaha kadar açıktır... karanlıkta hemi de sessiz olunca aklım hep başka şeylere kayıyor... "lan tühh , yarın ilk iş , aaa hakkaten lan" la başlayan cümleler kuruyorum... ve bir bakmışım ki , ezan okuyor... özellikle tv karşısında uyumaktan inanılmaz zevk alıyorum , filmin baştan sona izleyip , sonunda (özellikle reklam arasında) uyuya kalmak en büyük hobim... yarın öbür gün hobileriniz nelerdir deseler ilk sıraya bunu koyarım... neyse efendim , ne diyorduk ? : klasik müzik... dün akşam elime bir kitap almıştım ki birşeylerin eksik olduğunu farkettim ve derhal 102,8 ntv radyo'yu açtım... herşey hallolmuştu , sayfaları çevirdikçe çeviriyordum... arada sırada tabii ki kulağımı verdim radyoya , spikerin "bu eserde çaykovski , hüznü , kederi , aşkı ve doğayı dolaylı yoldan anlatmış , şimdi bu eseri dinliyoruz" gibi cümleleri gecemi daha bir şenlendirdi... hem anlatmış , hem de dolaylı yoldan , büyüksün peter çaykovski , alkışlarım sana... ismin biraz komik olsa da...
bu arada ramazan'la aranız nasıl , sizi gidi köftehorlar...(yazar: serhat) TARİH: 18.10.2006
|
|
|
|  |
|